Nuri DEMİRAĞ

(İngilizce için tıklayın)


Nuri Demirağ’ın Kısa Hayatı ve Başarıları

– Hayatın erken dönemi ve eğitim

Nuri Demirağ, 1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde doğdu. Babası Hüseyin Ağa, Divriği’nin önde gelen ailelerinden birine mensuptu. Nuri Demirağ, ilkokul ve ortaokul eğitimini Divriği’de tamamladıktan sonra eğitimine devam etmek için İstanbul’a gitti. İstanbul’da Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn’dan mezun oldu.

– Demiryolu İnşaatları ve “Demirağ” Soyadı

Nuri Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında demiryolu inşaatlarıyla adını duyurdu. 1927 yılında Samsun-Sivas demiryolu hattının inşaatına başlayarak ilk büyük projesini üstlendi. Bu projedeki başarısı, onu Türkiye’nin önde gelen müteahhitlerinden biri yaptı. Bu başarısından dolayı, Atatürk ona “Demirağ” soyadını verdi.

– Havacılık Alanındaki Girişimler

Nuri Demirağ, demiryolu inşaatlarındaki başarısından sonra Türkiye’nin havacılık sektörüne yatırım yapmaya karar verdi. 1936 yılında Beşiktaş’ta Türkiye’nin ilk uçak fabrikasını kurdu. Bu fabrikada çeşitli uçak modelleri üretildi. 1941 yılında ise İstanbul Yeşilköy’de Türkiye’nin ilk sivil havacılık okulunu açtı. Bu okulda birçok genç pilot yetiştirildi.

– Vecihi Hürkuş ile işbirliği

Nuri Demirağ, ünlü Türk pilot ve mühendis Vecihi Hürkuş ile işbirliği yaptı. Hürkuş tarafından tasarlanıp üretilen Vecihi XIV ve Vecihi XV uçaklarının üretimi Nuri Demirağ’ın fabrikasında gerçekleştirildi. Bu uçaklar, Türk havacılık tarihinde önemli kilometre taşlarıdır.

– Politik Hayatı

Nuri Demirağ, 1946’da Demokrat Parti’nin kuruluşuna katıldı, ancak daha sonra partiden ayrılarak 1947’de Millî Kalkınma Partisi’ni kurdu. Bu parti, Türkiye’nin çok partili siyasi hayatındaki ilk muhalefet partilerinden biri oldu. Ancak parti önemli bir başarı elde edemedi.

– Ölümü ve Mirası

Nuri Demirağ, 13 Kasım 1957’de İstanbul’da vefat etti. Türkiye’nin kalkınma ve modernleşmesine yaptığı katkılarla hatırlanan Nuri Demirağ, girişimcilik ve vizyonu nedeniyle Cumhuriyet tarihinin önemli figürlerinden biri olarak tanınmaktadır. Özellikle havacılık ve demiryolu sektörlerindeki dikkate değer katkıları, Türkiye’nin sanayi ve teknolojik gelişimine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

– Nuri Demirağ’ın Eserlerinin Önemi

Nuri Demirağ, Türkiye’de sanayi ve teknoloji alanında önemli adımlar atarak birçok ilki gerçekleştirdi. Havacılık sektöründeki katkıları, Türkiye’nin kendi uçağını üretme yeteneğini gösterdi. Demiryolu inşaatları, Türkiye’nin ulaşım altyapısının gelişimine büyük katkıda bulundu. Ayrıca, Nuri Demirağ genç mühendis ve pilotların ortaya çıkmasına fırsatlar sundu ve Türkiye’nin mühendislik ve havacılık alanlarındaki ilerlemesine öncülük etti.


Gök Okulu

Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir

Nuri Demirağ, 1936

Nuri Demirağ tarafından kurulan Gök Okulu, Türkiye’de havacılığı ilerletmek amacıyla kurulmuş önemli bir eğitim kurumudur. 1936’da kurulan okul, uçak ve pilot eğitimi vermek amacıyla tasarlanmış ve Türkiye’nin havacılık sektörünün gelişiminde kritik bir rol oynamıştır.

Nuri Demirağ, sadece uçak üretiminde değil, eğitimde de yerel ve ulusal bir yaklaşım benimseyerek Gök Okulu’nu başlatmıştır. Bu okul, Türkiye’de pilot, teknisyen ve mühendis yetiştiren ilk kurumlardan biri haline gelmiş ve mezunları Türk havacılık endüstrisinin temellerini atmıştır.

Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki uçak fabrikasıyla işbirliği içinde olan Gök Okulu, birçok başarılı projeye katkıda bulunmuştur. Bu okulun mezunları, hem Türk Hava Kuvvetleri’ne hem de sivil havacılık sektörüne önemli katkılarda bulunmuştur.


1930’larda, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de ekonomik zorluklar şiddetliydi. Bu nedenle, askeriye yalnızca halk bağışları aracılığıyla uçak ve benzeri gereksinimler temin edebiliyordu. Bu yıllarda, her ilden toplanan bağışlarla uçak alımını teşvik eden ilginç bir kampanya düzenlendi ve alınan uçakların kuyruğuna ilin adı yazıldı. Ayrıca, varlıklı işadamları da bireysel olarak hükümete uçak bağışında bulundu ve isimleri de uçakların kuyruğuna yazıldı.

“Yeniden böyle bir bağış çağrısı yapıldı ve önde gelen işadamlarından yardım istendi. Tabii ki, Nuri Demirağ da bu bağış için başvurulan kişiler arasında yer aldı. Kalanı, damadı Mansur Azak tarafından anlatılmaktadır: ‘1932 yılında gazetelerde bir haber vardı. Bu ülkede uçaklara ihtiyacımız olduğu söyleniyordu. Kendi uçak fabrikamız olmadığı için uçakları parayla alıyoruz. O zaman devlet bütçesi 200 milyon liraydı. Bir kampanya başlatalım dediler. Kamuoyundan bağış toplayıp bu parayla uçak alalım. O dönemde Vehbi Koç Ankara’nın en zengin adamıydı. Vehbi Koç’a gittiler ve durumu açıkladılar. O da, ‘Tabii, ne kadar vermeliyiz?’ dedi. ‘İstediğiniz kadar,’ dediler. Vehbi Koç 5.000 TL bağışladı. Ardından Abdurrahman Naci Bey’e gittiler. Durumu anlattılar ve Abdurrahman Naci Bey 120.000 TL bağışladı. Sonra Nuri Demirağ’a gittiler ve durumu anlattılar. Nuri Bey, ‘Ne diyorsunuz? Eğer bu millet için bir şey isterseniz, en iyisini istemelisiniz. Bir millet uçağı olmadan yaşayamaz. Bu yaşamsal aracı başkalarının cömertliğinden beklememeliyiz. Bu uçaklar için fabrikayı kurmayı kabul ediyorum’ dedi. Ve hazırlıklara başladı.”

Nuri Demirağ yıllarca bu işin içinde bulunmuş, “Gökyüzünü egemenliğine geçiremeyen milletler, yerlerde sürünmeye, dünyanın dibinde çürümeye mahkumdur” ve “Zafer, kılıcın ucundadır demek doğru değildir. Zafer, kartalın kılıçtan kalkıp uçağın kanadına konmasıdır” gibi özdeyişler üretmiştir. Bu fırsatı değerlendiren Nuri Bey, mühendisler ve teknikerlerle birlikte seyahat etmeye başlamış, Almanya, Çekoslovakya ve İngiltere’deki uçak fabrikalarını ziyaret etmiştir.

Büyük bir sabır ve kararlılıkla Nuri Demirağ, birçok mühendis ve teknikerle birlikte bu girişime başlamıştır. “Avrupa ve Amerika’dan lisanslı uçak üretmek, sadece taklit yapmaktır. Lisanslar eskimiş modellere verilir. Yenilikler büyük bir kıskançlıkla korunur. Bu nedenle, taklit devam ederse, zaman eski şeylerle boşa harcanır. Bunun yerine, Avrupa ve Amerika’nın en yeni uçaklarına karşı tamamen yeni bir Türk modeli geliştirilmelidir” şeklinde belirtti. 1936 ortalarında, uçak fabrikası için hazırlıklar başlamış ve on yıl sürecek bir plan yapılmıştır. 17 Eylül 1936’da projeyi resmi olarak başlatmış, Çekoslovak bir firma ile anlaşma imzalamış ve Beşiktaş’ta, şimdi Deniz Müzesi olarak kullanılan modern bir bina inşa etmiştir. Bu yer, tasarım atölyesi olarak hizmet verecek, ana fabrika ise Sivas Divriği’de, memleketinde kurulacaktı.

Bu arada, Türk Hava Kurumu 10 eğitim uçağı ve 65 yelkenkanat siparişi vermişti. Nuri Demirağ ve ekibi tüm çabalarını bu siparişleri yerine getirmeye adarken, aynı zamanda tamamen yeni bir model geliştirmiştir. Nu.D.38 adı verilen bu model, alüminyum kaplı gövdesiyle altı kişilik, çift motorlu bir yolcu uçağıdır.

Türklerin kendi uçaklarını üretme ihtimali, büyük uçak fabrikalarını endişelendirmiştir. Ancak, Türkiye’nin sağlam bir uçak endüstrisi kurabileceği konusundaki şüpheler devam etmektedir.

Beşiktaş’taki Nuri Demirağ’ın fabrikasında başarıyla üretilen uçaklar, Türkiye’de ve yurtdışında büyük yankı uyandırmıştır. Özellikle Nu.D.38’in yaratılmasıyla, saatte 270 kilometreye kadar hızlanabilen, 5.500 metreye kadar yükselebilen ve gerektiğinde savaş zamanında tam donanımlı bir bombardıman uçağı olarak hizmet edebilen çift motorlu yolcu uçağıyla, dünya uçak üreticilerinin dikkatleri Türkiye’ye ve Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasına yönelmiştir.

Türklerin kendi uçaklarını üretme ihtimali, özellikle İngiltere, Almanya ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde büyük uçak fabrikalarını endişelendirmiştir. Türklerin bu görevi başaramayacaklarına inansalar da, gelecekteki bir pazar kaybı korkusu taşımışlardır. Bu düşünceyle, Amerikan Uçak Üreticileri Derneği, başkanı Mr. Todd’ı Türkiye’ye göndererek araştırmalar yapmasını istemiştir.


İşler genişlemekte ve operasyonlar büyümekteydi. Atölyede üretilen uçakları test etmek için bir pist ihtiyacı doğmuştu. Bu nedenle, Nuri Demirağ, şimdi Atatürk Havalimanı olarak kullanılan Yeşilköy’deki Elmas Paşa Çiftliği’ni satın aldı ve 1559 dönümlük geniş araziye 1000×1300 metrelik bir uçuş pisti inşa etti. Ayrıca, bu alanda Nuri Demirağ Havacılık Okulu, uçak tamir atölyeleri ve hangarlar kurdu.

“Türkler, Türkler tarafından yapılan uçakları doğal olarak kullanacaktır” inancıyla hareket eden Nuri Demirağ, aynı zamanda 150 yatak kapasiteli bir yurt ile donatılmış ‘Gök Okulu’nu kurdu. Bu okul, üniversite öğrencileri veya mezunlarını kabul ederek, gelecekteki pilotları yetiştirmek amacıyla uçuş eğitiminin yanı sıra uçak yapıları üzerine teknik eğitim de verdi.

Gök Okulu’nun öğrencilerine, onları kendi çocukları gibi seven Nuri Demirağ, altı şeyden kaçınmalarını tavsiye etti: şımarıklık, kumar, edebe aykırılık, dürüstsüzlük, tembellik ve zulüm.


İlk Gök Okulu Mezunları

  • Galip Demirağ
  • Mehmet Kum
  • Osman Doğan
  • İbrahim Uras
  • Mustafa Turman
  • Sabri Mağara
  • İhsan Anıl
  • Mustafa Engül
  • Hüseyin Danacı

Nuri Demirağ tarafından 1936 yılında üretilen, 150 HP Walter Gemma I radyal piston motorlu Nu.D-36 eğitim ve savaş uçağı.

Nuri Demirağ, Gök Okulu mezununa diplomasını veriyor.

Gök Okulu öğrencileri ve Kayı Alp Demirağ.

Nu.D 38. (Monokok Yapı) inşaat aşamaları


Fotoğrafların kaynağı için fotoğraflara tıklayın.


Sabri Çifcibaşı

Bir Cevap Yazın

Sabri Çifcibaşı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin