Havacılık ile İlgili Şiirler



Tayyare Marşı
Toprak dedemin sıytına pamal idi, lakin
Afaka o iclali bu neslin eli yazdı.
Oğlum onu bir hamlede kaldırmasa heyhat,
Millet mi, hayalet mi ufuklar tanımazdı...

Serhadd-i vatan çıktı semavata dayandı:
Birleşti de azmin eli ilmim kanadiyle;
Yerler taşır alnında, denizler yüreğinde,
Çalkandı bulutlar da bugün Türk'ün adıyla:

Ey her yeri bir başka buluttan uzanan nur,
Sen gökte gezerken ne büyüksün, ne güzelsin!
Ey ırkımın ay yıldızı, göktür sana şehrah
Gök çünkü senin memleketin, maskat-ı re'sin!

Mithat Cemal Kuntay


Her Yerde Kahraman
Karada
Arzın akıncılara dar geldiği zamanda
Ovalar geçit verdi, boynunu eğdi dağlar.
Çarpanların başı parçalandı bir anda,
Sivri bir hançer gibi pençemizdeydi dağlar.

Denizde
Bir zamanlar dolunca gemimizin yelkeni
Kıvırırdık dümeni batıya doğru bizler.
Gözümüzden çıkardı gönlümüzden geçeni,
Serilirdi kız gibi altımızda denizler.

Havada
Karada aslan olduk, ejder olduk denizde,
Çifte nikahlımızdı deniz bizim, yer bizim
Şimdi yeni bir güneş yanıyor kalbimizde,
Olacaktır bu hızla yedi kat gökler bizim.

Faruk Nafiz Çamlıbel


Şehit Tayyarecilere
Bulutlardan düşerek yerde parçalandınız,
Ana vatan bağrına bastı cesedinizi.
Biz anarken mükedder, yaşlı gözlerle sizi,
Ecel şerbetine siz doya doya kandınız.

Bu şerefli ölümün silinmez hatırası:
Her yıl çiçek açıyor yadınız kalbimizde.
Sanıyoruz her grup, ufka çizilen izde
Bu matemle kanıyor bir hicranın yarası.

Şimdi ruhunuz uçar vatanın semasında,
Ey Türklüğün sevgili mukaddes ölüleri!
Bu semaya siz veda ettiğinizden beri
Gizli bir şey ağlıyor güneşin ziyasında.

Bir lahze ağlamıyor fakat ruhunuz sizin,
Nice sağ kalanları uçar görüyorsunuz.
Etrafında nurlu bir hale örüyorsunuz
Sizler gibi fedakar bunca kardeşinizin...

Halit Fahri Ozansoy


Tayyare
Gökler gürüldüyor sandımdı birden.
Duyunca ufukta çarpan kalbini.
Sonra, ta güneşin doğduğu yerden
Gördüm ihtişamla yükseldiğini.

Türkün kanatlanan bu kuvvetine
Muhabbetle baktım, hürmetle baktım...
Kalbimde binbir arzu çırpındı yine
Fakat topraktayım... ondan uzaktım!...

Biriniz bin olsun!... dedim içimden.
O, başında büyük rüzgarlar esen
Mağrur bir kuş gibi geçti, süzüldü...
O vakit gönlümde güneşler güldü:

Türk kuvveti sade toprağa değil,
Gökler de hakim... ey düşman eğil!...

Halide Nusret Zorlutuna


Tayyareci
Sonsuz mesafeleri aşarken şahin gibi
Bir kanadın doğuda, batıda bir kanadın.
Yurtta her vatandaşın sevinçle vurur kalbi,
Her göğsü kabartmaya yetişir yalnız adın!

Gördün eğildiğini göğün yedi katının,
Şerefli tarihinle asırlardan gelirsin.
Uçardı üzerinde atan rüzgar atının,
Sen şimşek kanadınla güneşe yükselirsin!

Nasıl yaşayamazsa kara toprak ışıksız.
Biz de öyle bağlıyız senin kanatlarına.
Yüksekliklere doğru seninle aldıkça hız
En geniş ufkumuzla bakıyoruz yarına.

Ahmet Muhip


Paraşüt
Paraşüt, havacının biricik can yoldaşı;
Yanından ayrılmayan vefakar arkadaşı.

Çok sevdiğin göklerin koynunda uçuyorken,
Mesafeleri yutup, son hızla koşuyorken,
Her zaman arkandadır bu en yakın arkadaş,
Neş'e huzur içinde onunla kıt'alar aş.

Talim için beklerken atlanılacak an,
Ve atlayınca duymak o zevk ve heyecan,
Bilemez yer yüzünde insan, ömrü boyunca,
O hissedilir ancak uçaktan atlayınca

Gök mavisi içinde büyük, beyaz bir mantar;
Ve bunun alt ucunda sallanan bir insan var;
Ağır ağır süzülüş geçti saniye kadar,
Bu tatlı atlayışta zaman ne kadar da dar.

Paraşüt, havacının biricik can yoldaşı;
Yanından ayrılmayan vefakar arkadaşı.

Necmi Tartan


Hezar Fen Çelebi
Hergün gözü göktedir Hezar Fen Çelebinin:
Ayakları insanın niçin yere bağlıdır?
Gönlünde yanmaktadır ateşi bir nebinin,
Uzun yıllardan beri uçmaya sevdalıdır.

Bir gün azmin şimşekli yanardağı fışkırdı
Kavuğunun altında işleyen kafasında,
Bütün tereddüdünü parçaladı ve kırdı
Kartalların uçuşu bulutlar arasında.

Sarayburnu köşkünde bir sabah Sultan Murat
Uçan bir şahin gördü Galata Kulesinden,
Bu, Ahmet Çelebiydi, takarak iki kanat,
Kapılmıştı rüzgara mestolup neşesinden

İnince Üsküdar'a herkes hayrete düştü,
Sultan ona bir kese altın hediye etti.
Fakat bu harikayı tehlikeli görmüştü,
Çelebi, korkulacak, pek yaman bir yiğitti.

Hezar Fen Çelebiyi mateme düşürdüler
İlk uçan kahramanı Cezayir'e sürdüler.

Server Ziya Gürevin


Bir Cevap Yazın

Sabri Çifcibaşı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin